Bu bölümde kedinizle ilgili bilmeniz gereken hemen birçok konuyu ve size yardımcı olacak ipuçlarını bulmanız mümkün.

Size göre anormal, oysa tamamen normal olan kedi davranışlarını okuyabilir, ona göre siz de davranışlarınızı düzenleyebilirsiniz. Bu site, davranış bozuklukları, eğitimde karşılaşılan sorunlar, insan-hayvan ilişkileri, hayvanlardaki yaşam biçimi, pet seçimi, bakımı, beslenmesi, hastalıkları...vb. gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız konularla ilgili geniş bir kaynak niteliğindedir.

KEDİLERDE DOĞUM

Kedilerde ortalama yavru sayısı

Her şey sizden habersiz gelişir. Daha geçen gün eve aldığınız kedinin şimdi yavruları olabilir. Bildiğiniz gibi kediler çok hızlı üreyen hayvanlardır. Bir doğumda ortalama 4 yavru yaparlar. Bu rakam siyam kedilerinde 6'ya çıkar. Ve bunlar sadece ortalama rakamlardır.İyi haber kedilerin gebelik ve doğum sırasında fazla sorun yaşamamalarıdır. Yine de kedinin gebeliği sırasında nelerin normal olduğunu bilmekte fayda vardır.

Kedimin gebe olduğunu nasıl anlarım?

Veteriner hekiminizin gebeliğin kesin teşhisini koyması için kedinin gebe kalışından itibaren 16 gün geçmesi gerekir. Teşhis için ultrasound da kullanılabilir, karın duvarından yavruların hissedilmesi de kullanılabilir. Gebe kedilerde yavrular uterus bölgesinde ipe dizilmiş inci taneleri gibi hissedilir. 20 günlük dönemde küçük fötusları, kedi kendini rahat bıraktığında hissedebilirsiniz. Bazı kedilerde meme bezlerinde büyüme ve pembe renk oluşumu hamileliğin erken dönemlerinde, 18 günlükten itibaren görülebilir.

Kedinin doğum sancıları ne zaman başlar?

Kediler birkaç gün üst üste çiftleştiklerinden doğumun geçekleşeceği günü önceden tahmin etmek zordur. Ancak bazı işaretler size ip ucu verebilir. Birçok kedi doğuma 12-24 saat kala doğum için hazırlanırlar. Bazıları yuva hazırlamaya 5 gün önceden bile başlayabilir.Daha kesin bir metot istiyorsanız, kedinizin vücut ısısını günde iki defa ölçün. Buna doğumun gerçekleşmesi muhtemel günden iki hafta önce başlayın. Doğumdan iki hafta önce vücut ısısı normaldir ve 38.6º C'dır. Doğuma yaklaşık 1 hafta kala vücut ısısı 36,6 - 37.2ºC'a kadar düşer. Doğumun ilk aşamalarında ısı yine düşer. Bazen vücut ısısı 35ºC'ye kadar düşebilmektedir.

Normal doğum nasıl olur?

Doğum sancıları başladıktan sonra ilk yavrunun gelmesi 4 saati bulabilir. Yavrular doğarken önce baş kısmı da gelebilir, kuyruk kısmı da. Her yavrunun doğumu arasında ortalama 30-60 dakika geçebilirken bu süre 2 saate kadar da uzayabilir. Bazı kediler doğumlar arasında biraz yemek yemek isteyebilir. Bu istekleri yüksek kaliteli mama ile karşılanmalıdır. Doğumlar arasındaki zaman en fazla iki gün sürebilir. Doğumdan sonra kediden kanlı bir akıntı 10 gün süreyle gelebilir.Kedinize gebeliği sırasında yüksek kaliteli mama verdiyseniz doğum sırasında fazla sorun yaşamamalı. Kedinizin doğumu yaklaştığında onu artık dışarı bırakmayın ve evin içinde doğurabileceği sessiz, sakin, temiz bir yer hazırlayın. Bundan sonra anneyi yalnız bırakmalısınız. Kediler doğum sırasında rahatsız edilmekten hoşlanmazlar.Doğum sırasında siz bir kenardan olayı izleyip her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Eğer doğumun başlamasına rağmen yarım saat veya bir saat süresince yavru gelmiyorsa, kedinizin çok sancısı varsa, yavrunun gelmeye başlamasına rağmen yarısı dışarıda yarısı içerde sıkışıp kaldıysa acilen veteriner hekiminizi arayınız.

Anne ve yavrunun buluşması

Yavru doğar doğmaz anne onu yalayıp temizler. Öncelikle yavrunun ensesini yalayarak yavrunun solunumunu aktive eder. Daha sonra anne yavrunun geri kalanını temizler ve plasentayı yer.

Yavrunun sağlığı

İnsanların tersine yavru kediler palsentadan maternal antikorları yeterince alamazlar. Bundan dolayı birçok hastalığa karşı yavrular korumasızdır. Bu antikorlar anneden yavruya süt ile geçer ve bu çok önemlidir. Yavrular ilk 16 saat içinde annelerini emmeye başlamalıdır. Böylece hastalıklarla savaşmak için anne sütünden bu antikorları alabilirler.

 Yukarı

AŞILAMALAR

 

Aşılar petinizi birçok enfeksiyöz hastalıktan koruyabilir. Ancak petlerde immunizasyon görüldüğü kadar kolay değildir. Burada yıllık olarak tekrarlanan aşılar hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Aşılar milyonlarca kedinin hayatını kurtarmıştır. Etkili aşılar bulunmadan önce kediler çoğunlukla panleukopenia (feline distemper) ve üst solunum yolu enfeksiyonlarından (herpesvirus, calicivirus) ölmekteydi. Feline leukemia virus enfeksiyonu, feline enfeksiyöz peritonitis virüsü ve diğer enfeksiyonlara (chlamydia) karşı koruma sağlayan yeni aşılar da geliştirilmiştir. Şu an uygulanmakta olan aşı programları kedilerimizi ve bizi kuduz riskinden de korumaktadır.

Çoğu aşılar enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır ancak burun deliklerinden uygulanan yeni aşılar da geliştirilmiştir. Aşıların bilinen faydaları dışında, erişkin kedilerde yapılan yıllık aşı tekrarları hala tartışılmaktadır. Bazı veteriner hekimler yıllık aşı rapellerinin önemli ve gerekli olduğunu düşünürken bir başka grup bu tekrarların gerekli olduğunu gösteren çalışmaların yetersiz olduğunu düşünmektedir. Birçok virüse karşı bağışıklık belki de hayvanın ömrü boyunca devam etmektedir. Aşı tekrarlarıyla ilgili en büyük endişe feline vaccine-associated sarcoma (kedilerin aşı kaynaklı sarkomları) dan kaynaklanmaktadır. Bu, kedilerin küçük bir yüzdesinde, aşı bölgesinde gelişen bir kanserdir.

Yavru kedileri enfeksiyöz hastalıklardan korumak için rutin aşılamaların yapılması gerektiği kesindir. Kuduz aşısının yapılması da zorunludur. Kaldı ki bu kanunlarca da öngörülmektedir. Ülkemizde yasalar, kedi ve köpekleri her yıl kuduz hastalığına karşı aşılatmayı zorunlu tutmaktadır. Yavru kediler anne sütünden aldıkları antikorlarla bazı hastalıklara karşı korunurlar. Ancak bu koruma ilk birkaç aydan sonra başlar.

Yavru kedileri bu kritik dönemde korumak için birçok araştırmalar yapılmıştır. Varılan sonuca göre 3-4 haftada bir, yavrunun enfeksiyöz bir hastalıkla karşılaşma riski en aza düşene kadar bir seri aşı yapılmalıdır. Yapılan tipik aşı, feline distemper virüsü, feline calicivirus ve feline herpesvirus'a karşı koruma sağlayan kombine bir aşıdır. Kuduz aşısı 16. ve 26. haftalar arasında uygulanmaktadır. Birçok kedi feline leukemia virüsüne karşı da immunize edilmektedir.

Öneriler

Tüm aşı programları için veteriner hekiminize başvurmalısınız.

  • 4-20 haftalık kediler: Bu yaştaki kedilere bir seri aşı uygulanmaktadır. Aşılar 6-8 haftalık dönemde başlamalıdır ve her 3-4 haftada bir enfeksiyöz bir hastalıkla karşılaşma riski en aza inene kadar devam etmelidir. Genellikle son aşı 14-16 haftalık dönemde yapılmalıdır. Bu aşılar feline panleukopenia (distemper) ve üst solunum yolları virüslerine (herpesvirus, calicivirus) karşı koruma sağlamalıdır. Eğer feline leukemia virüsü riski varsa (genellikle dışarıda yaşayan hayvanlarda veya aynı evde yaşayan birden fazla kedi olduğu durumlarda) bu aşı da yapılmalıdır. Diğer aşıların yapılması duruma göre değişebilir. Bazı veteriner hekimler klasik iğne tarzında aşıları tercih ederken diğerleri iğne şeklinde karma aşıları veya intra-nasal aşıları tercih edebilirler. Kuduz aşısı da ilgili kanunlarca öngörülen şekilde uygulanmalıdır.

  • 20 hafta-3 yıllık yaş arası kediler: Genç erişkin kedilerde yavruyken yapılan aşıların rapelleri yapılmalıdır. Böylece ölümcül viral hastalıklara karşı ömür boyu koruma sağlanabilir. Veteriner hekiminiz kedinize feline panleukopenia (distemper), üst solunum yolu virüsleri (herpesvirus, calicivirus), kuduz aşılarını yapabilir. Gerekiyorsa leukemia virus aşısı da yapılmalıdır.

  • 3 yaşından büyük kediler: Yıllık aşı tekrarları ilk aşılamalar bittikten sonra iki yıl daha yapılmalıdır. Daha sonraki rapellerin yararlarını ve risklerini veteriner hekiminizle tartışmalısınız. Kuduz aşısı, ilgili kanunda öngörüldüğü şekilde uygulanmalıdır.

  Yukarı

KEDİNİN BESLENMESİ

Kediler ne yemeli?

Eskiden Mısır'da tahıl ambarlarını kemirgenlerden koruyan kedilerin beslenme alışkanlıkları oldukça değişmiştir. Artık kediler avcı hayvanlardan çok uysal ev hayvanları olmuşlardır.Vahşi hayatta kediler kemirgenleri,kuşları ve böcekleri yiyerek beslenirler. Küçük bir kemirgen kedi için dengeli bir besindir ve %64-76 su, %14-18 protein, %6-18 yağ, karbonhidrat, %1,5 mineral madde içermektedir. Vitaminler daha çok karaciğer ve diğer iç organlarda bulunmaktadır.Bugün kuru mama veya konserve şeklinde hazırlanmış kedi mamaları yemektedirler. Diğer hayvanlar gibi kedilerinde dengeli beslenmeleri gereklidir. Ancak diğerlerinden farklı olan bazı ihtiyaçları vardır. Bunlar:

Vitamin A

Kediler bitkilerde bulunan karoteni vitamin A'ya çeviremezler. Vitamin A ihtiyacını karaciğer, böbrek ve diğer organları yiyerek karşılarlar. Kedilerin diyetinde vit. A noksanlığı varsa, gelişme bozuklukları, kilo kaybı, hücre membranlarında hasar, hastalıklara karşı direnç gelişiminde noksanlık karşılaşılabilecek olası problemlerdir. Daha önemlisi dişi kedilerde siklus problemleri, embriyonun implante olamaması, gebe kedilerde abort (yavru atma, düşük yapma) veya doğan yavrularda anomaliler (örneğin doğuştan yarık damak) olabilir.

Niacin

Niacin bir amino asit olan triptofandan sentezlenmektedir ve kediler enzim sistemlerinin farklı olmasından dolayı bu sentezi yapamazlar. Bunun için diğer hayvanlardan farklı olarak bu ihtiyaçlarını niacin içeren hayvan dokularını yiyerek karşılamak zorundadırlar. Bitkiler niacin bakımından fakirdirler. Noksanlığı kilo kaybı, iştah azalması, ağız çevresinde lezyonlar, tüy dökülmesi gibi problemlere yol açar.

Esansiyel Yağ Asitleri

Kedilerin, sadece hayvan dokularında bulunan bir yağ asidi olan arachnoidic aside de ihtiyaçları vardır. Bu yağ asidinin diyetlerinde bulunması gerekir. Noksanlığı dermatitis ve çiftleşme faaliyetlerinde noksanlık gibi semptomlar şeklinde görülebilir.

Taurine

Kedinizin taurine ihtiyacı oldukça yüksektir. Kediler bir amino asit olan taurini doğal olarak kas etinden karşılayabilir. Balık ve deniz kabukluları da taurine açısından zengin kaynaklardır. Taurine noksanlığında bir çeşit körlük olan CRD (central retinal degeneration - retinada dejenerasyon) şekillenebilir. CRD dışında üreme fonksiyonlarında noksanlık ve cardiomyopathy (kalp kası hastalığı) da görülebilmektedir.Bütün bunların yanında kedinizin yüksek protein ihtiyacını da karşılamalısınız. Erişkin bir köpeğin diyetinde %4 protein bulunması gerekirken kedilerin %12 oranında proteine ihtiyaçları vardır. İnsanların tersine kedilerin yağ gereksinimleri de yüksektir. Yağlar enerji ihtiyacını karşılamanın yanı sıra A ve E vitaminleri gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimini de arttırmakta ayrıca diyete lezzet katmaktadır. Kedilerin 1 kg vücut ağırlığı için yaklaşık 70 kilokalori enerjiye ihtiyaçları vardır.

Beslenme

Kedinizi en az günde iki öğün beslemelisiniz ya da yemeğini istediği zaman yemesi için sürekli önünde de bırakabilirsiniz. Kedilerin gıda ihtiyaçlarını karşılamak için günde 30 gr konserve mama veya 1 kg vücut ağırlığı için 20 gr kuru mama verebilirsiniz. Genç kedilerin (1-4 yaş) çoğu çok aktiftir ve ideal kilolarını, gıda alımını kendileri ayarlayarak koruyabilirler. Ancak kediniz yaşlandıkça daha sakin olacak ve aynı miktarda yemesi halinde kilo almaya başlayacaktır. Bunun için kilosunu kontrol etmeniz, çok şişmanladığında veteriner hekiminize başvurmanız gerekmektedir.Suyun da beslenmede önemli bir yer tuttuğunu unutmamak gerekir. Kedinizin önünde sürekli günlük taze su bulundurmalısınız. Yediği kuru mama miktarının iki katı kadar su içebilir. Eğer konserve mama yiyorsa su ihtiyacı daha az olacaktır. Çünkü konserve mamaların %75'inden fazlası sudur.

KEDİNİZİN VÜCUT ISISININ ÖLÇÜLMESİ

Genel bilgi

Kediler hastalandıklarında birçok insan kedinin ateşine bakmak ister. Ancak kulaklara, buruna veya kafaya dokunarak kedinin ateşi olup olmadığını anlamaya çalışmak iyi bir metot değildir. Kedinizin ateşini doğru bir şekilde ölçmeyi öğrenmek acil bir durum olup olmadığını anlamanız için gereklidir.

Kedilerde vücut ısısı rektal olarak alınmalıdır. Bunun için oral veya rektal termometreler kullanılabilir. Ayrıca dijital veya cıvalı termometreler de mevcuttur. İnsanların ve kedilerin kulak kanalları farklı olduğundan, kulak termometreleri kedinizin ateşini ölçmek için çok uygun değildir.

Cıvalı termometre kullanıyorsanız, kullanmadan önce termometreyi sallayıp dereceyi düşürmeyi unutmayınız.

Kedinin ateşinin ölçülmesi

  • Kedinin ateşinin ölçülmesi sırasında sakince durması çok önemlidir. En iyisi siz ateşini ölçerken bir yardımcının da kediyi tutmasıdır.

  • Bir yardımcı kedinin kafasını ve vücudunun ön kısmını sıkıca tutmalı.

  • Bu arada siz de kuyruğunu tutup hafifçe yukarı kaldırın ve termometreyi rectum'a yerleştirin. Rectum kuyruk dibinin hemen altında yer almaktadır. Ancak termometreyi yerleştirmeden önce bir pomat, vazelin vb. ile kayganlaştırmayı unutmayınız. Termometreyi yaklaşık 2,5cm ilerletin ve cıvalı termometreler için 2dk, dijital termometreler için sinyal verene kadar bekletin.

  • Şimdi termometreyi çıkarıp okuyun.

  • Kedilerde normal vücut ısısı 37,5-39º C tır. Eğer kedinizin vücut ısısı bu derecenin üzerindeyse acilen veteriner hekiminize başvurun

 

KEDİLERDE TÜMÖR OLUŞUMLARI

Fibrosarcom,

Squamous cell Carcinom

Genellikle kedilerde görülen çoğu tümör kötü huyludur. Bu tümörlerin özellikleri ve biyolojik davranışları köpeklerdekilerle benzerdir. Örneğin köpeklerde olduğu gibi kedilerde de Squamous cell carcinom genellikle ülseratifken, Fibrosarcomlar da poliferatif karakterdedir.

Kedilerde ağız içi tümörlerinin en yaygın görüleni Squamous cell carcinom’dur. Bu tümörler kötü karakterli olabildiği gibi iyi karakterli de olabilmektedir. Özellikle alt çenede daha sık şekillenir. Ayrıca kedilerde çoğu zaman Squamous cell carcinomla birlikte görülen primer kemik tümörü de yaygındır.

Kedilerde de köpeklerde olduğu gibi ameloblastoma ve fibroameloblastoma türü dental tümörlere rastlanmaktadır. Diş minesinden salınan kolumnar epitel hücrelerden ve çevresindeki bağ dokudan köken alan bu kistik yapılar iyi karakterlidirler.

Kedilerde şekillenen bu tümörler ağızda yaygın lezyonlara neden olduklarından beslenme oldukça güçtür. Özellikle ilerlemiş durumda çigneme ve yutkunma fonksiyonlarının yapılması çok güçleşeceğinden burundan veya özefagusa doğrudan uygulanan sonda ile beslenme sağlanmalıdır.

Kedilerde ağız içinde şekillenen tümöral oluşumların genellikle kötü huylu oluşu, ağızın anatomik yapı olarak küçük oluşu gibi nedenlerle tedavide başarı şansı düşüktür.Ağız içi tümörleri hasta sahibinin kolayca gözlemleyeceği klinik belirtiler (ağız kokusu, salya artışı, çiğneme güçlüğü gibi) gösterdiğinden, genelikle erken teşhis edilebilen vakalardır. Bu nedenle zamanında yapılan uygun tedaviler ile olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

Hem kedilerde hemde köpeklerde ağız boşluğunda şekillenen tümörlerin çoğu için radyoterapi faydalı olsa da genelde cerrahi yolla tedavi tercih edilmektedir. Ancak kötü huylu ve metastaz yapma eğilimi olan tümörlerin tedavisinde farklı uygulamalar gerekebilir.Prensip olarak tüm petlerde şekillenen oral tümörlerin tedavisinde başarı sağlayabilmek için tümör bireysel olarak değerlendirilmelidir. Bu amaçla mutlaka histopatolojik incelemeler yapılarak tümörün türü belirlenmeli ve buna uygun bir tedavi yöntemi seçilmelidir.

 Yukarı