Bu bölümde köpeğivizle  ilgili bilmeniz gereken hemen birçok konuyu ve size yardımcı olacak ipuçlarını bulmanız mümkün.
Size göre anormal, oysa tamamen normal olan köpek davranışlarını okuyabilir, ona göre siz de davranışlarınızı düzenleyebilirsiniz. Bu site, eğitimde karşılaşılan sorunlar, insan-hayvan ilişkileri, hayvanlardaki yaşam biçimi, pet seçimi, bakımı, beslenmesi, hastalıkları...vb. gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız konularla ilgili geniş bir kaynak niteliğindedir.

 

Hayatınıza En Uygun Köpeğin Seçimi
Hayatınızda yeni bir köpek


Evinize yeni bir köpek getirmek, onun hayatının sonuna kadar sürecek olan beraberliğiniz için bir taahhütname imzalamak ya da evlenmek gibidir. Bu mutlu beraberliğin temellerini atmadan önce bir takım hazırlıklar yapmalısınız.
Belki koşu yaparken size eşlik etmesi için onu almayı düşünüyorsunuz, ama köpeğiniz koltuktan inmeyen, sürekli uyuyan, hantal bir hayvana dönüşebilir. Belki de çocuklarınızın sorumluluk almayı öğrenmeleri için onu düşündünüz. Sonunda böyle bir şeyi bir daha asla yapmayacağınızı düşünüyor olabilirsiniz.


Sorulması gereken sorular


Evinize yeni bir köpek almadan önce onunla uyum içinde yaşayabilmek için çok dikkatli bir plan yapmalısınız. Kendinize birkaç soru sorun ve bunları iyi düşünerek cevaplandırın. Yaşam biçiminiz bir köpeğin gereksinimlerini karşılamaya uygun mu? Neden bir köpek istiyorsunuz? Hangi ırklar kesenize daha uygun? Dişi mi, erkek mi? Yavru mu, erişkin mi? Komşularınız hayvan seviyorlar mı?
Bir köpek almayı düşündüğünüzde ilk önce bu beraberliğin neler getireceğini bilmeniz gerekir. Bir köpek sahibi olmak çok çeşitli sorumluluklar getirir. Köpek evinize girdiği an evinizin kokusu değişir. Gece yarıları veterinere koşmak zorunda kalırsınız. Çünkü giysilerinizden bir parçayı yutmuş olabilir.


Köpekle beraberlik size göre mi?


Bu beraberlik herkese göre değildir. Belki de bir marangozun tahtakurularına ne kadar ihtiyacı varsa sizin de bu beraberliğe o kadar ihtiyacınız vardır. Sizin yaşam tarzınızı sarsabilir. Artık yatakta rahatça kahvaltı yapamazsınız. Tatiller sizin için bir lüks olur artık. Çünkü tatile gitmek için köpeğinize uygun bir pansiyon bulmalısınız.
Veteriner harcamaları da önemli bir yer tutabilir ve bunlar aniden, beklenmedik anlarda ortaya çıkabilir. Örneğin ani bir kırık size birkaç yüz milyon liraya malolabilir. Mama fiyatları, kuaför ücretleri, oyuncaklar da ucuz olmayabilir sizin için.
Ayrıca köpeğinize ayırmanız gereken zaman da önemlidir. Günde üç defa 15dk'lık yürüyüşler yapmanız gerekecektir. Duvarlarınızda köpeğinizin ayak izlerinin olmasını istemiyorsanız ona gerekli günlük egzersizleri de sağlamalısınız. Belki topla oynamanız veya onunla koşuya gitmeniz gerekebilir.


Evinizin şekli


Evinize bir köpek aldıktan sonra köpeğinizin kokusu yatağa sinebilir. Ayrıca kiralık bir yerde kalıyorsanız ev sahibinizin bir köpek beslemenize izin vereceğinden emin olun. Köpeklerin barınaklara bırakılmasının en büyük sebeplerinden biri ev sahiplerinin izin vermemesidir. Eğer büyük ırk bir köpek almayı düşünüyorsanız evin dışında kalması için veya gerekli egzersizleri yapması için ona yer sağlamanız gerekebilir. Ayrıca köpeğinizin havlaması komşularınız için de sorun olabilir. Bu durum sizi oldukça rahatsız edecektir.
Köpeğinizi eve getirmeden önce, onun gereksinimlerini kimin karşılayacağını da önceden planlamalısınız. Köpeğinizi kim yürüyüşe götürecek? Beslenmesiyle kim ilgilenecek? Temizliğiyle kim ilgilenecek? Tüm bunları yapacak kişilerin bu sorumluluğu kabul etmeleri gerekmektedir. Eğer köpeğinizi çocuklarınız için alıyorsanız en hevesli çocuğun bile köpeğin günlük bakımını yapmaktan sıkılabileceğini unutmayın. Böylece tüm sorumluluk sizin üstünüze kalacaktır.
Eğer bir köpeğin hayatınıza girmesini uygun bulduysanız ondan sonra bunun nasıl bir köpek olacağına karar vermelisiniz. Öncelikle yavru köpek mi istiyorsunuz, erişkin mi? Yavru köpeği hayatınıza adapte etme, ona göre eğitme şansınız vardır. Bu arada onun yaşam süresini de göz önünde bulundurmakta fayda var. Bu ortalama 10-15 yıllık bir beraberlik anlamına gelmektedir.
Yavru köpeğin eğitimi zor ve zaman alıcıdır. Çişini, dışkısını temizlemek hiç de eğlenceli değildir. Ayrıca birçok yavru köpek bazı eşyaları kemirir. Bunlar değer verdiğiniz eşyalarınız olabilir. Birçok yavru -özellikle labrador, retriever gibi büyük ırklar- çok enerjiktir ve çok egzersize ihtiyaç duyarlar. Yavru köpeği yetiştirmenin en zor yanı ona sizin yaşamınıza uygun şekilde yaşamayı öğretmektir.
Erişkin bir köpek edinmenin de bazı avantaj ve dezavantajları vardır. Erişkin köpek genellikle tuvalet eğitimini almış, otur, yat, gel gibi basit komutları öğrenmiştir. Ancak genel olarak davranışları, alışkanlıkları eski sahibi tarafından verilmiş olacağından size uyumu zor olabilir.
Ayrıca safkan veya kırma bir köpek arasında da seçim yapmanız gerekecektir. Safkan ırkların detaylı bir geçmişi, kişisel özellikleri, sağlık profilleri bulunur. Ancak safkan köpekler kırmalardan fiziksel ve duygusal anlamda daha zayıftırlar. Bu aile içi yetiştirmenin bir sonucudur. Karma ırklarda, safkan ırklarda çok sık görülen davranış sorunlarına daha az rastlanmaktadır.


Irk


Eğer safkan bir köpek edinmeye karar verdiyseniz yaşam biçiminize uygun birini seçmelisiniz. Ayrıca bir köpek edinmek istemenizin nedeni de bu seçimi yaparken önemlidir. Seçim yapmanız için birçok köpek ırkı vardır. Oyun oynamak için basset hound seçebilirsiniz. Yumuşak huylu, evde bakımı kolay bir ırk mı arıyorsunuz? Cavalier King Charles düşünmelisiniz. Evde çocuklar mı var? Golden retriever lar çocuklara uyum sağlamakta gayet iyidirler. Alerjiniz varsa hypoallerjenik ırkları aklınıza getirmelisiniz. Örneğin wheaten terrier. Mizaç, boyut, genel ırk özellikleri, görünüm de ırk seçiminde hesaba katılması gereken konulardır.


Cinsiyet


Cinsiyet de göz önünde tutulması gereken önemli bir konudur. Erkek köpeklerin kısırlaştırılmamış olanları diğer köpeklere hırlamaya, onlarla kavga etmeye meyillidirler. Ayrıca daha uzun süre yürütmeniz gerekebilir çünkü birçok yere çişlerini yapmak isterler. Dişi köpeklerin kısırlaştırılmamaları durumunda gebelik riskleri vardır.


Nereden alabilirsiniz?

  • Hayvan barınakları size fazla sayıda seçenek sunabilir. Buradaki köpeklerin %30'una yakını genellikle safkan olmaktadır. Edinmek için para ödemeniz gerekmeyebilir. Gerekirse de bu çok az bir miktardır. Ayrıca bir köpeğin hayatını kurtarmış olacaksınız.
  • Köpeğinizin geçmişi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsanız yetiştirme çiftlikleri de sizin için iyi bir fikirdir.
  • Pet shoplar da başka bir seçenektir ancak çok tavsiye edilmemektedir. Pet shop köpekleri daha çok safkan olmakla beraber çoğunlukla insancıl olmayan muameleye maruz kalmışlardır. Bazen barındırma koşullarına bağlı olarak sağlıksız olmaktadırlar.

 

Günün birinde dişi köpeğinizde yavru almak ya da erkek köpeğinizi damızlık olarak vermek istesiniz.Ancak yeni canlılar yaratmak ,hiç bir zaman hafife alınacak konu değildir.İstenilmeyen köpeklerin sayısı,olağanüstü boyutlara ulaştı;üretme hevesinizin durumu daha da kötüleştirmesine izin vermeyin.Doğacak yavrulara şimdiden güvenilir anneler bulmak zorundasınız. Çoğu insan üretmenin heyacan verici ve karlı bir iş olduğunu düşünürler.Ancak böyle bir girişimde bulunduklarında ise köpek üretmenin ne kadar zahmetli, pahalı ve bazen de üzüntü verici olduğunu görüp şaşırırlar.Köpeğinizden yavru alma kararını önce lütfen bu konuyu iyi düşünün ve veteriner hekiminizle konuşun.Bu küçük zahmet,sizi ve köpeğinize pek çok zorluk ve üzüntüden kurtarabilir.
Genetik Olarak :
Köpeğinize eş şeçerken fiziksel özelliklerini göz önünde bulundurduğunuzda,aslında köpeğin genetik yapısını seşiyorsunuz.Genler,kalıtımmın temel birimleridir.Her bir ana,baba yavrusuna bir dizi gen aktarır ver yavru oluşurken hangi genlerin şeçileceğine şans karar verir.Seleksiyon ve mütasyon...bunlarda yavruların genetik yapısını belirlerler.Köpek üreticileri bir dizi yavru köpek üretmek için,dişi ile erkek köpeği seçerken,bu seleksiyon sürecine katılıyorlar.Yaklaşık 14.000 yıl önce evcilleştirilmiş kurtu,günümüzün yüzlerce çeşit köpek ırkına dönüştüren te bu seleksiyondur. Genetik bozukluklar her ırkta ortaya çıkıp bedendeki herhangi bir organı etkileyebilirler.Bazı genetik hastalıklar pek çok ırkı etkilerler (örneğin; göz kataraktı ve sağırlık bazıları yalnızca bir yada iki ırkta etkili olurlar.Köpeğinizi çiftlreştirmeden önce,bu planınızdan ve köpeğinizin ırkının olası genetik bozukluklarını  veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz.Kalıtımın dominant bir şekil gösterdiği hastalıklarda,ana ve babadan yalnızca birinin hastalığı taşıyor olması yeterlidir.Yani,dişi yada erkek köpekten yalnızca birinde hasta gen vardır ve bu hastalık bir kuşaktan diğerine aktarılır.Kalıtımın resisif gösterdiği hastalıklarda ise ana babanın her birinde iki anormal gen bulunması gerekir;böylece homozigot bir yavru doğar.Bir bozuk birde normal gen taşıyan köpekler heterozigot taşıyıcılardır,dıştan normal görünürler,ancak anormal genlerini yavrularına aktarabilirler,ta ki bir gün aynı genetik bozukluğu taşıyan iki köpek bir araya gelip yavru üretinceye kadar.
Poligenetik bozukluklar,tek bir anormal gen çiftinin buluşmasında değil de,bir dizi farklı genin kümülatif hareketinden meydana gelirler.Bu durumu oluşturan genlerin sayısını ve farklı fonksiyonlarını belirlemek güçtür vr kalıtımın şekli ailedem aileye değişir. Kromozom anormallikleri de,köpeklerdeki genetik hastalıkların nedenlerini oluşturabilirler.Bu da kromozomların sayısına ve yapısına bağlıdır.Köpeklerde 39 kromozom çifti bulunur (insanlarda 23 çift ),bu kromozom sayısı ve yapısındaki anormallikler,çoğu zaman bireylerde ciddi bozukluklara neden olur.Akraba köpeklerin birbiri ile çiftleştirlmesi,poligenetik ve resesif hastalıkların ortaya çıkma olasılığını arttırır,çünkü köpekler birbirleri ile akraba olduklarında,aynı bozuk genleri taşıma olasılıkları da   daha yüksektir.Akraba evlilikleri içinde en sakıncalı olanı,anne babnın kendi yavrusu ya da kardeşlerin birbirleri ile çiftleşmesidir.Yine de akraba köpeklerin birbirleri ile çiftleştirlmesi üreticiler arasında yaygın bir uygulamadır,çünkü çok iyi özellikler taşıyan bir köpek sık sık damızlık olarak kullanılıp aynı kanı taşıyan yavruların doğmasına neden olur.


Üreme Fizyolojisi :


Köpeğinizn olgunluğa eriştiği yaş,ırkına bağlı olabilir.Küçük boy ırklar,büyük boy ırklara göre daha erken yaşta olgunlaşırlar.Genelde erkek yavrular 6 aylık olduklarında döl verecek yaşa gelirler,ancak gerçek olgunluğa 16-18 aylık olduklarında erişirler.Sağlıklı köpekler 8-10 yaşına kadar cinsel olarak faal ve verimli olabilirler.Bu dönem boyunca erkek köpek her zaman çiftleşmeye hazırdır. Dişi köpekler ilk kızgınlık dönemini çoğunlukla 7 aylık oldıklarında ortaya çıkabilirken,bazen 18 aya kadar da uzayabilir.Kızgınlık,ileri yaşlara kadar her 6 ayda bir görülür.Kızgınlık döneminde dişi erkeği kabul eder ve döllenmeye hazırdır. Dişi köpek üreme süreci 4 dönemden oluşur.


1.Proestrus :


Bu dönemde dişi köpek,erkek köpek için caziptir,vajinasından kanlı bir akıntı gelir,vulva şişmiştir.Proestrus yaklaşık 9 gün sürer,ancak dişi köpek bu dönemde çiftleşmeye izin vermez.

2.Estrus :


Bu dönemde yaklaşık 9 gün sürer,dişi erkeği kabul eder.Yumurtlama genelde ilk 48 saat içinde olşur,ancak çok değişkendir.döllenme estrus sıarsında meydana gelir.eğer yavru alınmak istenmiyorsa bu dönemde dişi köpeği erkeklerden ayrı tutmak gerekir.


3.Diestrus :


(60-90 gün) Estrusu takip eder ve bu dönemde üreme organları köpek,hamile olsun yada olamasın,progesteron hormonunun denetimi altındadır.Yalancı hamilelik,yani hamile olmadığı halde,hamileliğin tüm belirtilerini göstremesi,bazen diestrus döneminde görülür.
4.Anestrus :
Hiçbir cinsel aktivitenin meydana gelmediği diestrus'u  takip eden dönemdir.3-4 ay arası sürer.


Çiftleşme :


Eğer dişi köpeğinizden yavru almak istemityorsanız,pek çok koruma yöntemi vardır.Korumanın en etkili ve kalıcı şekli,dişi köpekte yumurtalıklar ve rahmin,erkek köpekte de testslerin ameliyatla alınmasıdır.Ağızdan verilen haplarda mevcuttur,bunun avantajı ileride çiftleştirilmesi düşünülüyor ise hayvanın kısırlaşmamış olmasıdır.Her bir yöntemin avantaj ve dezavantajlarını veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz. Hamileliği önlemenin bir diğer yolu,dişi köpeği estrus döneminde erkek köpeklerden uzuak tutmaktır.Ancak hiçbir köpeğin ona ulaşmadığından emin olmak için sürekli dikkat etmek gerekir.İstenmeyen bir çiftleşmenin ardından östrojen vermek,gebeliği önleyebilir,ancak hormonun kullanılması tavsiye edilmez. Öte yandan dişi köpeğinizden yavru almaya kararlıysanız,henüz genç ve gelişmekte olan bir hayvanda hamilelik ve meme vermenin stresini yaratmamak için ilk estrusta çiftleştirmemelisiniz.Genelde dişi köpeğin üçüncü estrusta çiftleştirlmesi önerilir.Çoğu köpek üreticisi ayrıca,dişi köpeğin doğum sonrası toparlanması ve yeniden güç kazanması için köpeği her estrus döneminde çiftleştirmeyip bir dönemi boş bırakmayı tercih ederler,oysa dişi köpek sağlıklı ise bu gerekli değildir.Dişi köpeğin yavrulaması aırasında çok iyi beslenmesi şarttır. Çiftleştirmeden bir ay önce,dişi köpek veteriner hekim tarafında muayene edilmelidir.aşıları tamamlanmalıdır.Sağlığı yerinde olmalı,fazlakiloları olmamalıdır.Parazitler yönünden kontrol edilmeli,gerkşrse tedavisi yapılmalıdır.Çiftleştirmden önce dişi köpekler bruceloosis yönünden kontrol edilmelidirler.Brucellosis bakteriyel bir hastalıktır,kısırlığa ya da hamileliğin 45-55 gününde  düşüğe yol açabilir.Erkek köpekte brucellosis yönünden muayene edilmelidir.  Dişi köpekler yabancı bir ortamdan çok etkilenirler,bu yüzden erkek köpek,dişiye görürülür.Genç bir erkek ilk kez çiftleştiğinde,dişi köpeğin deneyimli olması yarar sağlar.


Hamilelik :


Dişi köpeklerde hamilelik yaklaşık 63 gün sürer.Hamileliğin belirtileri iştah,kiloda artış ve memelerin büyümesidir.Ancak yalancı hamilelik yaşayan dişiler bu belirtileri gösterebilirler.Teşhisi 28.günde veteriner hekim elle yapacağı bir muayenede koyabilir.Hamilelik döneminde dişi köpeğin çok iyi beslenmesi gerekir.Bu dönemde veteriner hekiminiz ile,dişi köpeğin hamilelik ve meme verme dönemleri boyunca beslenmesi ve bakımı,doğum sırasında yapılacakları ce acil bir durumda yapılması gerekenleri konuşmalısınız.
Doğumdan birkaç gün önce,dişi köpeğiniz yemeğini geri çevirebilir ve yavrularını doğurmayı düşündüğü yerde yuvasını kurmaya başlar.Onu daha önceden bir doğum sandığına alıştırmadıysanız,sizin dolabınızın içini,yatağınızın altındaki boşluğuya da sizin tercih etmeyeceğiniz herhangi bir yeri seçebilir.Doğum sandığında dişinin istediği kadar yer olmalı.İki alçak tarafı olmalı ve sıcak,kuru,cereyanlardan uzak bir yerde bulunmalıdır.Yumuşaklık ve temizlik için sandığın altına havlu ve başka yumuşak ömalzemeler kaoyabilirsiniz.ancak gazete kağıdı daha iyidir,çünkü kirlendiklerinde değiştirilmeleri  kolaydır.Yavrular biraz büyüdüklerinde ayaklarını daha sağlam basabilmeleri için gazete kağıdı yerine daha sağlam malzemeler koymalısınız.
Doğum başlamadan kısa bir süre önce köpeğin vücut ısısı düşer.Yaklaşık 24 saat sonra ilk sancıların başlaması beklenebilir.O zaman dişi köpek hızla solumaya,huzursuz görünmeye ve bazen kusmaya başlar.Kusma,doğumun başladığı sırada normaldir,ancak devam etmesi halinde bir hastalğın habercisi olabilir.


Doğum :


Normal,sağlıklı bir köpek genelde kolay doğum yapar,bir doktorun yardımına gerek duymaz.Her yavru kendi plazentası içinde doğar,ancak yavru nefes almaya başlamadan önce bu plasentanın alınması gerekir.Genelde dişi köpek bu işi hemen yerine getirir ve göbek bağınıda keser.Doğumdan sonra yavruları,onları temizlemek ve solunumalarını sağlamak için yalayıp durur.Yaklaşık 3 hafta süren bu yalama bir başka yaşamsal amaç daha taşır;yavruların dışkılamasını sağlar.Bazen,dişi köpek plasentayı açmayı veya göbek bağını kopartmayı ihmal eder,ya da bu işi kendi başına yapamaz.Böyle durumlarda derhal duruma müdahale etmeye hazır olmalısınız.Yavru köpek,oksijeni tükeninceya kadar plasentanın içine en fazla 8 dakika kalabilir.Plasentayı ilk önce yavrunun kafasındaki bölgede yırtıp daha sonra tamammını alarak açabilirsiniz.Sonra yavrunun ağzı ve burnundaki tüm sümükleri alın ve kan dolaşımını sağlamak için bir havlu ile ovalayın.Göbek bağını,balmumu sürülmemiş bir iplikle bağlayın ve karnın yaklaşık 5 cm yukarısından kesin.Yararın iltihaplanmasını önlemek için tentürdiyot sürün.
Verteriner Hekimi Ne Zaman Çağırmalısınız.
Eğer doğum sırasındaki olaylar,durumun sizin becerilerinizi aştığını düşünmenize neden oluyorsa ve dişi köpeğin hayatı tehlikedeyse veteriner hekiminizi derhalyardıma çağırın.Tehlike belirten durmlar şunlardır.

  • Aşırı ağrı belirtileri.
  • Daha önce bir yada daha çok yavru doğmuş olduğu halde,yeni bir yavru doğmaksızın sancıların 3 satten fazla devam etmesi.
  • Titreme ya da kolaps (bitkinlik) hali.
  • Birinci yavrudan önce koyu yeşil ya da kanlı bir akıntının gelmesi (ilk yavrunun doğumundan sonra bu normaldir.)

Ayrıca anne ve yavruların doğum gününde veteriner hekiminiz tarafından muayene edilmelidir.

Yeni Doğan Yavrular :

Yeni doğan yavru,beden ısısını kontrol edemez ve bu nedenle sıcak bir ortamda tutulmalıdır.Yaşamın bu ilk günlerinde üşümesi yavruyu strese sokar ve enfeksiyon hastalıklarına açık hale getirir.
Doğumdan sonra anne köpeğin ilk ürettiği süte "kolostrum" adı verilir her yavru,doğumdan olabileceğince kısa bir süre sonra kesinlikle ilk 24 saat içinde kolostrum içebilmelidir.Kolostrum yavruya fayda sağlayan pek çok madde içerir,örneğin,annenin bağışıklık kazanmış olduğu tüm enfeksiyon hastalıklarına karşı yavruyu koruyacak imünoglobulinler doğumdan birkaç gün sonra artık yavru tarafından alınamazlar.
Bazen bir dişi köpek yavrularına bakmak istemez ya da bakamaz.Böyle bir durumda,siz onun yerini almak zorundasınız;yavruları beslemeli,dışkılamalarını sağlamalı ve sıcak bir ortam sunmalısınız.Yavru köpekleri sürekli olarak sıcakta,soğuk hava akımlarından uzak tutmak çok önemlidir.7.günden 10.güne kadar ısı yavaş yavaş azaltılabilir.Pek çok kişi,köpeğin yaşamanın ilk günlerinde idrar ve dışkı yapmasının her beslemeden sonra annesi tarafından sağlandığının farkında  değildir.Anne bu işi üstlenmiyor ise ılık suya batırılmış bir parça pamuk ile anal bölgeyi hafifçe ovalayın.Yavru köpeklere düzenli olarak hafifçe mesaj yapılması çok yararlıdır;bu bir tür pasif jimnastiktir,aynı zamanda kan dolaşımını uyarır.

Memeden Kesilmeleri:


Yavru köpekler 5-6 haftalık olduklarında yavaş yavaş memeden keslimelidirler.Bu dönemde yavrulara arasıra ılık suyla iyice yumuşatılmış bir yavru köpek maması sunabilirsiniz.Zamanla sizin sunduğunuz bu yavru köpek mamasının miktarını arttırıp annesinin memesinden ayrılmasını sağlarsınız.Ancak sindirim sisteminin bu besin değişimine alışmasını sağlamak için tüm besin değişikliklerini yavaş yavaş yapın

Yukarı

 

İTAAT EĞİTİMİNİN FELSEFESİ


Öğrenmenin önemi


Eğitimin amacı uysal ve mutlu bir köpeğe kavuşmaktır. Tabii ki bir de mutlu hayvan sahibine. Eğitim metodunuz ne olursa olsun pozitif teşvik komutların öğrenilmesinden sonra ihmal edilmemelidir. Öğrenme ilginç bir araştırma alanı olduğu kadar, köpek eğitiminde olduğu gibi, bir o kadar da tartışma alanıdır. İnsanların ve hayvanların öğrenme performansları bu teşviklere bağlıdır. Bu teşvik pozitif ya da negatif olabilir.Siz ve köpeğiniz bir takımsınız. Sizin ihtiyaçlarınıza göre seçilmiş metotları kullanarak en iyiye ulaşabilirsiniz. Geçmiş yıllarda köpek eğitiminin felsefesi pozitif metotlara daha çok önem vermiştir. Bunun nedeni öğrenme sürecine etkisi ve insancıl nedenlerdir.


Teşvik tipleri


Teşvik, davranışın bir daha yapılma olasılığını arttıran her türlü etken olarak tanımlanabilir. Basitçe, davranış desteklendikçe öğrenilir.Hayvan sahiplerine pozitif teşvik daha insancıl gelmekte ve bunu daha çok kullanmaktadırlar. Pozitif teşvik, köpeğin itaatkar davranışlarını ödüllendirmekten ibarettir. Bu ödül, sevdiği bir yiyecek, onu sevmek, övmek olabilir. Negatif teşviki ise cezalandırmayla karıştırmamak gerekir. Aksine cezalandırmanın tam tersidir.Cezalandırma bir davranışın bir daha yapılmasını engellemek için uygulanmaktayken, negatif destek (teşvik) bu davranışın yapılmasını tetiklemektedir. Ancak bunu hoş olmayan dürtüler kullanarak yapmaktadır. Yani köpek bu davranışı yapana kadar dürtüler devam eder ve köpek davranışı yapınca dürtü sona erer. Bir başka deyişle köpek bu dürtüyü söz konusu davranışı yaparak durdurur. Biniciler de atlarına ayaklarıyla basınç uygularlar. Bu negatif desteğe bir örnektir. Atlar da bu şekilde yürümeleri için eğitilmişlerdir. Bu basınç negatif teşviktir ve atın yürümesi basıncı durdurur

.
Irk farkı


Her eğitim metodu her durum için geçerli değildir. Köpeklerin de bazı komutları öğrenme kabiliyeti değişmektedir. Öğretilmeye çalışılan davranış ve köpeğin içinde bulunduğu durumla da ilgilidir. Örneğin bir poodle caddelerde tasmayla kibarca yürüyebilir, bir retriever avı, kamışlarla örtülü bir gölün ortasına düşmüş dahi olsa, sahibine getirebilir. Border colieler itaatkar olmaya, söz dinlemeye meyillidirler. Basset houndları eğitmek için ise daha çok özen göstermek ve daha çekici ödüller bulmak gerekir.


Diğer metodlar


Peki pozitif destek dışında diğer metodlar neler? Negatif destek hala birçok köpek eğitim metodunda kullanılmaktadır. Örneğin avcı köpeklerin getirdikleri kuşu bırakmaları için kullanılmaktadır. Kuşu getiren köpeğin kulağını bükmek buna bir örnektir. Köpek ağzını açana kadar avcı kulağını tutar ve köpek kuşu bırakınca avcı da kulağını bırakır.Cezalandırma da bir eğitim aracı olarak kullanılmaktadır. Örneğin eğitim tasmalarında(boğucu tarzda olanlar). Köpek sahibinin yürüyüşüne ayak uydurmayıp tasmayı çekiştirdiğinde tasmaya uygulanan ani bir çekme hareketi -çok kısa süreli ve çok kuvvetli olmayacak şekilde- köpeğin çekiştirmeye bir son vermesini sağlayacaktır. (Ancak bu tasmalar genellikle yanlış kullanılmaktadır. Köpeğin boynuna göre boyu ayarlanmalı ve kullanıcı bu tasmayı doğru şekilde kullanmayı bilmeli. Aksi halde köpek çekiştirdikçe boynunda kronik rahatsızlıklar şekillenecektir.)
Cezalandırmaya örnek olarak havlamayı önleyen tasmalar ve yer altı çitleri de gösterilebilir. Köpek havladığında veya çit sınırına gelince bir elektrik şoku hisseder. Yine de bunlar kullanılacaksa bile pozitif metotlarla da desteklenmelidir. Çünkü sonuç olarak pet lerimizin mutluluğunu isteriz her zaman.

Yukarı


KAPROFAJİ


Genel Bakış

  • Kaprofaji, veya dışkı yeme köpeklerde sık rastlanılan bir sorundur. Kedilerde nadiren görülmektedir.
  • Birçok köpek sadece kendi dışkılarını değil, kedi, at gibi diğer hayvanların dışkılarını da yemektedir.
  • Yavrularını besleyen köpeklerde bu davranış normal sayılmaktadır. Anne köpek yavrularının dışkılarını barınağını temiz tutmak için yiyebilir. Ayrıca vahşi yaşamda da sınırlı besin kaynağı olduğundan köpekler bu ortamda diğer hayvanların dışkılarını yemeyi de öğrenmişlerdir. Bu dışkılar çoğu zaman onlar için besin kaynağı olmuş ve köpeklerin hayatta kalmalarını sağlamıştır.
  • Kaprofajinin tıbbi nedenleri ise ekzokrin pankreas yetmezliği, cushing sendromu (hyperadrenucortisizm), steroid uygulamaları, intestinal parazitler, hypertiroidizm (kedilerde), diabetes mellitus (şeker hastalığı), beslenme noksanlıklarıdır(nadiren).
  • Köpeklerdeki bu davranışın nedenleri üzerine birkaç teori vardır. Bunlardan bazıları, annenin barınağını temizlemek için yavrularının dışkılarını yemesi alışkanlığının devamı olduğu, uygun olmayan dışkılamalar için geçmişte verilmiş cezalara tepki olduğu, çevresel faktörlerdeki değişikliğin yarattığı stres durumu gibi sıralanabilir. Bazı veterinerler ise köpeklerin bu tadı sevdiklerini savunmaktadırlar.
  • Dışkı yiyen köpeklerde sürekli veya tekrarlayan parazit enfeksiyonları, gastroenterit (kusma, diare) görülebilmektedir.

Eğer köpeğinizde kaprofaji var ise bunlara dikkat edin.

  • dışkı kusma
  • kilo kaybı
  • diare (ishal)
  • halitosis (kötü kokan nefes)
  • su tüketiminde değişiklik
  • idrar miktarında artış

Veteriner Bakımı


Unutmayın ki hekim öncelikle sizin vereceğiniz bilgilerin doğrultusunda size yardımcı olabilir.
Petiniz kaprofajik ise veterinerinize başvurmalısınız. Veterineriniz kaprofajinin altında yatan nedeni teşhis etmek için birtakım testler yapabilir. Köpeğinizin mamasının besin değerini ölçebilir ve tıbbi bir nedeni olup olmadığını araştırır, gerekli tedavi yöntemlerini size açıklar.
Teşhis

  • Anamnez ve muayene
    Petinizin diyeti hakkındaki sorular dışında veterineriniz kusma, kilo kaybı, diare ve dışkıda parazit görüp görmediğinizi de araştıracaktır.
  • Petinizin diyetinin incelenmesi
    Petinizin mamasının içeriğini yazan kısmını yanınızda götürün.
  • Dışkı muayenesi
    Bir parça dışkıyı veterinerinizin parazit muayenesi yapması için yanınızda götürün.

  • Biyokimyasal testler Genel bakış kısmında bahsedilen hastalıkları ortaya çıkarmak için yapılmalıdır.
  • Kan testleri
    Pankreas enzim fonksiyonunun ve ekzokrin pankreas yetmezliğinin tanısı için.
  • Hyperadrenokortisizmi (cushing sendromu) araştırmak için adrenal fonksiyon testleri
  • Kedilerde tiroid seviyesine hypertiroidizm için bakılabilir.

Tedavi
Tedavi sorunun tıbbi veya davranış bozukluğu kaynaklı oluşuna göre değişir. Gıdasal eksikliklerden kaynaklı durumlarda dengeli bir diyet ile sorun giderilebilir. Problem davranış kaynaklı ise çeşitli yollardan bu durumun önüne geçilebilir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.

  • Köpeğinizi sürekli tasma ile dolaştırın. Böylece dışkı yemesini engelleyebilirsiniz. En geçerli yöntemlerden biridir.
  • Köpeğinizi dışkı yaptığında mükafatlandırabilirsiniz. Böylece dışkıladıktan sonra, dışkısı yerine sizin vereceğiniz ödülü yemeyi tercih edecektir.
  • Diyetinin değiştirilmesi de bir çözüm olabilir. Böylece dışkısının tadı da değişeceğinden kendi dışkısını yemekten vazgeçebilir.
  • Köpeğiniz dışkıya yöneldiğinde onu cezalandırabilirsiniz.
  • Köpeğin dışkısını yemesini önlemek için dışkının tadını değiştirme yoluna da başvurabilirsiniz. Bunu kötü, acı tadı olan maddeleri dışkıya karıştırarak yapabilirsiniz. Acı biber sosu enjekte ederek az da olsa başarı sağlanabilmektedir. Dışkının tadını değiştiren, daha az çekici kılan başka ürünler de bulunmaktadır. Ancak bu, köpeğinizin başka hayvanların dışkısını yemesini engelleyemez.
  • Bir başka çözüm de dışkıya kusturucu ilaç uygulamaktır. Böylece dışkı yedikten sonra hayvanınız kusacaktır. Bir zaman sonra dışkı yememeyi kendisi öğrenecektir.

Evde Bakım

  • Veterinerinizin tavsiyelerini uygulayın.
  • Köpeğinizin olumlu davranışlarını ödüllendirin.
  • Uygun egzersizler yaptırın.
  • Dışkıları günlük olarak uzaklaştırın.
  • Paraziter veya diğer hastalıkları tedavi ettirin.
  • Petinizin dışkısını rutin olarak parazit açısından kontrol ettirin.

Koruyucu bakım

  • Köpeğinizi gezdirirken tasma kullanın ve onu serbest bırakmayın. En etkili koruma yöntemi budur.
  • Yüksek kaliteli bir diyet kullanın.

ÇEŞİTLİ KÖPEK HASTALIKLARI

Tüm hayvanlar yaşamları boyunca çeşitli enfeksiyonlara maruz kalırlar.Anneden alınan antikorların etkisi sona erdiğinde enfeksiyonlara karşı zayıf hale gelirler.Enfeksiyona yakalanmadan önce,kendi bağışıklıklarını geliştirmeleri için gerekli olan yeterli miktarda antikoru üretecek B hücrelerine sahip olmaları gerekir.Özellikle köpek üretim merkezleri,barınaklar,pansiyonlar,pet shop ve dog showlar gibi kalabalık çevrelerde bulunan yavrular yüksek risk altındadır.Bu nedenle,viral ve bakteriyel aşıları tamamlanmış olan yavru köpeklerin,dog show gibi etkinliklere katılması doğru değildir.


VİRAL HASTALIKLAR 


Gençlik Hastalığı : (Canine Distemper)


Köpeklerin gençlik hastalığı bulaşıcı viral bir hastalıktır.Kolostrum (anneden ilk emzirme sırasındaalınan süt,ağız sütü,yüksek miktarda antikor içerir.)almış yavrularda.maternal(anneden alınan) antikorlar yavruyu % 12 hafta korur.Kolostrum almamış olanlarda ise bu süre 1-4 haftadır.Bu nedenle hastalık genelikle 3-12 aylık köpeklerde yaygındır.Fakat daha yaşlı köpeklerde de rastlanabilmektedir.Yüksek ateş (40-41C) ile başlayan hastalık,iştahsızlık,depresyon,burun ve göz akıntıları,kusma ve ishal ile devam eder.Hastalığa yakalanan köpeklerin büyük kısmı (%60-80) ölür.Hastalığın en çok görülen tipi solunum tipi olmak üzere sindirim sistemi ile ilgili ve sinirsel belirtilerin gözlendiği hastalık formları daha sık görülür.Hastalığın sinirsel formunda sara tipi nöbetler,tikler ve felçler gözlenir.Distemper virüsü T ve B hücreleri ile makrofajları etkiler.Köpek iyileşse bile virüsün bağışıklık sisteminde yaptığı bozukluk kalıcı olur.Distemper virusünün hastalık yapma yeteneği köpek makrofajları üzerindeki bu replikasyon yeteneğinden ileri gelmektedir.


Kanlı İshal :(Canine Coronavirüs) Kanlı ishale neden olan parvovirüsler nisbeten yeni virüslerdendir ve kedilerin gençlik hastalığı virüsleri ile yakkınlıkları vardır.İlk olarak 1978 yılında ortaya çıkan ve yüzbinlerce köpeğin ölümüne neden olan bu hastalık köpeklerin afeti olarak tanımlanmaktadır.İlk olarak Kuzey Amerika'da tanımlanan hastalık bundan sonra Avustralya,Yeni Zelanda,Asya,Merkez Amerika ve Güney Afrika'da görülmüştür.1983'lü yıllarda itibaren 50'yi aşkın ülkede gözlendiği bildirilmiştir.Hastalık her yaştaki köpekte gastrointestinal belirtilere,yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına(miyokarditis) neden olur.Özellikle yavru köpekler için tehlikeli olan parvoviral enteritise,3 yaşın altındaki köpeklerde rastlanmaktadır.Yeni zelanda'da yapılan bir araştırmaya göre 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı %63, 8-12 haftalık köpeklerde %29, 3-6 aylık köpeklerde %23, 6-12 aylık köpeklerde %14, 1-2 yaşındakilerde ise %9, bir yaşından sonra da %11 olarak tespit edilmiştir.Bu virüs özellikle hızlı olarak bölünen hücreleri hedef alır.Bu hücrelerde organizmada barsakta bulunan ve alınan besinlerin değerlendirilmesi ile ilgili olan hücrelerdir.
Parvoviral hastalığın ilk belirtisi şiddetli kusmadır.Kusmuk gri-beyaz renkte ve suludur.Kusmayı sulu,kötü kokulu,sarıdan kahverengiye kadar değişen renkte ishal izler.İshal halinde çıkarılan dışkıda taze ya da pıhtılaşmış halde kan bulunur.Ateş 41.C kadar yükselir.Kusma ve ishal nedeni ile oluşan sıvı kayıpları sonucu çoğu yavru köpekler ilk 24 saat içerisinde ölür.Kalbin etkilendiği durumlarda ise çoğu zaman yavru köpekler ölü bulunurlar.Bu hastalıkta ölüm oranı %50'nin üzerindedir.
Parvovirüslerin bağışıklık sistemini baskıladıkları bilinmektedir.Ancak bunun mekanizması ve lenfosit fonksiyonlarını nasıl etkiledikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır.Virüslerin bağışııklık sistemini nasıl baskıladıklarına ilgli 4 ana mekanizma vardır.Bu mekanizma lar sayesinde virüsler,vücudun bağışıklık sisteminin zayıf taraflarını araştırarak kendi varlıklarını garentiye alırlar.Virüsler:
1)T ve B hücrelerinin fonksiyonlarını bozar veya onları yok ederler.
2)Bağışıklık sisteminin düzeninde dengesizliğe yol açarak,baskılayıcı T hücrelerinin aşırı aktif hale gelmesine neden olurlar.
3)Makrofajlar bu virüsleri yutarken,makrofajlara zarar verebilir vemakrofajları enfekte edebilirler.
4)Hedef hücrelerin genetik kodlarını çalabilirler.
Virüsler özellikle belirli bir hücreyi etkileyen kimyasal habercilerin reseptörlerine kendi genetom proteinlerini yerleştirirler.Bu şekilde virüs, habercinin gönderdiği kamutları bozar veya ortadan kaldırır.Modifiye canlı parvovirüs aşıları,köpeklerde 2-5 haftalık bir süre için bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterir.


Bulaçıcı Karaciğer Hastalığı : (Infectıous Canine Hepatitis, CAV-1)
Bu hastalığın etkeni adenovirüslerdir (CAV-1) ve bulaşma hasta köpeklerin idrarı ile olur.Hastalığın en şiddetli formları yavru köprklerde görülmektedir.Aşılı anneden doğan yavru köpekleri kolostrum 5-7 haftaya kadar koruyabilir.Bulaşıcı karaciğer hastalığının 13 yaşındaki köpeklerde bile ölüme yol açtığı bilinmektedir.Adenovirüsler tüm dokuları enfekte edebilme yeteneğindedir.Fakat daha çok karaciğer hücreleri ile ilgilidirler ve bu organda şiddetli yangıya neden olur.Hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlerde kornoval opasite (kornoal bulanıklık) şekillenir.Mavi göz olarak daadlandırılan bu bozukluğun nedeni gözlerin pigmentli tabakasının yangısıdır ve aşılamayı takibende gözlemlenir.


Adenovirüs Tip-2 Enfeksiyonu : (Canine Adenovirüs Type-2 CAV-2)
Bu virüs daha çok solunum sisteminde hastalık yapmaktadır."Trache obronşitis veya Kennel Cough" olarak adlandırılan köpek öksürüğü hastalığının etkenlerinden biridir.Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpekler arasında yaygındır.CAV-2 aşısı aynı zamanda CAV-1 aşı virüsü nedeniyle oluşabilecek korneal reaksiyonlarıda önler.


Köpek Nezlesi : (Canine Parainfluenza)
Bu viral enfeksiyon solunum sisteminde orta dereceli bir yangıya neden olur.Ancak CAV-2 virüsü ve Bordetalla bronchiseptica bakterisi ile kombine halde çok şiddetli ve ölümcül enfeksiyonlara neden olurlar.


Koronavirüs İshali : (Canine Coronavirüs)
Koronaviaral enfeksiyon genellikle subklinik olarak seyreder.Klinik belirtileri ateşle ve hafif bir inestial akıntı ile başlar,sonraları kusma ve ishal gözlenir.Koronaviral hastalık tek başına şiddetli enfeksiyonlara neden olmamakla birlikte,özellikle parvoviral enfeksiyonlarla birleştiği zaman,hem klinik belirtilerin şiddeti hem de ölüm oranında artış görülür.


Kuduz :(Rabies)
Kuduz sıcak kanlı hayvanların merkezi sinir sistemini etkileyen viral bir hastalıktır.Bu eski ve korkunç hastalığın etkeni olan Rhabdovirüsler beyinde yangı(iltihap) meydana getirirler.Bu virüs enfekte hayvanların salyası ile taşınır.İnkubasyon periyodu(Etkeni aldıktan hsatalığın başlamasına kadar geçen zaman periyodu.) 10 gün ile birkaç ay arasında değişir.Kuduz ölümcül bir hastalıktır.Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavinin faydası yoktur.Birçok vahşi hayvan(ratlar,racoonlar,yarasalar,tilkiler) kuduzun rezarvuarı durumundadır.Aristotlr "Hayvanın Tarihçesi" adlı kitabında kuduzu éköpek Deliliği" şeklinde tanımlamıştır.Kuduzdan korunma için modifiye canlı ve ölü aşılar bulunmaktadır.Son yıllarda ölü aşıların daha etkili bulunması,modifiye canlı aşıların vazgeçilmelerine neden olmuştur.


BAKTERİYEL HASTALIKLAR


Bordetelloz:


Bu hastalığın etkeni olan Bordetella bronchiseptica bakterisi Adenovirüs Tip-2 ve Parainfluenza ile birleşerek Köpek Öksürüğü diye adlandırılan hastalığı meydana getirir.Köpek bordetellozisi şiddetli öksürüğe neden olur.Aşı özellikle intranazal (burun içi) olarak uygulandığı zaman çok etkili koruma sağlar.Toplam 13 antijenlik tip bu hastalığa neden olabilmektedir.Fakat sadece 3 tanesine karşı aşı geliştirilmiştir.Ancak bu üçü %90 nın üzeindeki vakadan sorumlu olan antijenlerdir.


Leptospiroz:


Klinik tablosu oldukça değişik olan bu enfeksşyonda ateş ile başlayan hastalık tablosu böbrek yetmezliği ile sonuçlanır.Böbrek fonksiyonlarının bozulması üremiye neden olur.Başlıca belirtileri halsizlik,uyuşukluk,deprosyon,iştahsızlık,ishal,kusma,ağız ve göz mukozalarının yangısı,anormal sinirsel belirtiler ve ölüme neden olan kan pıhtılaşması bozukluklarıdır.Bulaşma enfekte köpek ve ratların idrarları ile olur.Bu hstalığın en önemli özelliği insanlarada bulaşabilmesidir.


AŞISI BULUNMAYAN ÖNEMLİ KÖPEK HASTALIKLARI


Herpesvirüs :

Bu viral enfeksiyon özellikle yavru köpekler için öldürücü bir hastalıktır.Süt emme çağındaki yavru köpeklerde hafif derecede solunum yolu enfeksiyonuna neden olur.Kalıcı enfeksiyonlar olgun dişilerde meydana gelebilir.Herpesvirüsler sinir hücrelerine  yerleşerek bağışıklık sisteminden korunabilme yeteneğindedirler.Brusellosizin aksine,herpesvirüsle enfekte olan gebeler doğum yaparlar.Ancak matarnal antikor geçişini sağlayamazlar.Bu annelerden doğan yavrular herpesvirüslere karşı duyarlıdırlar.


Bruselloz:


Bu bakteriye hastalığın ne aşısı nede tedavisi vardır.Hasta köpekler devamlı taşıyıcı durumundadırlar.spontan yavru atmalar brusellosizin ilk göstergesidir.Bulaşma oral ve mukoz membranlar yoluyla olmaktadır.erkek köpekler enfeksiyonu çiftleşme yoluyla enfekte dişi köpeklerden alırlar.Ayrıca hasta dişilerin vulvalarının yalanması ve idrarlarnın alınması yolu ilede bulaşmalar olmaktadır.Dişiler de yine  çiftleşme ve hastalığın etkeni olan bakterilerin ağız yolu ile alınması neticesinde hastalığa yakalanırlar.Bu nedenle dişi köpekler üreme öncesinde brusellosiz yönünden kontrol edilmelidir.

Yukarı

 

KÖPEKLERDE AĞIZDA TÜMÖR OLUŞUMLARI

 Kedi ve köpeklerde ağız boşluğunda iyi ve kötü huylu olabilen tümöral oluşumlara sıkça rastlanılmaktadır. Özellikle kötü huylu tümörlerin tüm vücutta genellemesi yapıldığında ağız ve yutak bölgesinde yer alan kötü huylu tümörler dördüncü sırada yer almaktadır. Böyle olmakla beraber hem kedilerde hemde köpeklerde şekillenen ağız içi tümörlerinin yaklaşık olarak % 5 lik bir kısmı kötü karakterlidir.

Kedi ve köpeklerde, nefesin kokması, yutma güçlüğü, salya artışı, ağzın kapatılamaması, çiğneme güçlüğü ve yüz bölgesinde şişkinlikler gibi spesifik olmayan klinik bulgularla beliren bu tümörlerin kliniksel başlangıçları, biyolojik davranışları ve tedavileri birbirinden farklıdır.

Ağız boşluğunda şekillenen tümörlerin sık görüldüğü ve yatkınlığı bilinen köpek ırkları, Golden Retriever, German Shorthaired Pointer, Weimaraner, Saint Bernard, Boxer ve Cocker Spanieldir. Ancak tüm ırklarda görülebilen ve genellikle diş etlerinde şekillenen bu tümöral oluşumlara karşı, cinsiyete bağlı bir yatkınlık da söz konusudur. Özellikle iri ırk erkek köpekler, dişilere oranla bu tümörlere karşı daha hassastır. Kedilerde ise ırka ve cinsiyete bağlı bir hassasiyet söz konusu değildir.

Ağız da şekillenen tümöral oluşumlar biyolojik yapısına bağlı olarak iyi ve kötü huylu, sınırlı yada metastazik karakterli olarak sınıflandırılabilir. Metastazlar genellikle çene, boyun ve    farenx’in  arkasında yer alan lenf yumrularında görülür. İster iyi huylu ve sınırlı, isterse kötü huylu ve yayılmacı olsun ağız içinde şekillenen tümörlerin birincil mekanik etkisi çiğneme ve yeme bozukluğu olarak gözlenir. Her iki durum da iştahsızlık, kilo kaybı ve kaşeksi gibi daha ciddi sorunlara neden olabilir.

Yayılmacı karakterli tümörlerin metastaz yaptığı ikinci organ ise akciğerlerdir. Bu durumda da öksürük ve solunum güçlüğü gibi belirtiler görülebilir. Bu vakalarda tedavinin başarı şansı şekillenen sekunder akciğer hastalıklarına bağlı olarak düşebilir.

Genellikle orta yaş ve üzerindeki kedi ve köpeklerde görülen ağız içi tümörleri, tümörün türüne bağlı olarak istisnalar gösterebilir ve daha erken yaşlarda da şekillenebilir. Örneğin
kedilerde ileri yaşlarda daha sık görülen squamatöz cell carsinoma bir yaşından küçük köpeklerde de görülebilmektedir.

Köpeklerde ağız boşluğunda görülen dört çeşit tümör vardır.
Bunlar şöyle sıralanabilir.

Malignant Melanom
Fibrosarcom
Squamous Cell Carcinom
Epulis
Malignant melanom

Sıklıkla orta yaş ve üzerindeki erkek köpeklerde görülür. Lezyonlar tipik olarak pigmentli, parlak ve tek başlarına bulunan kitleler halindedir. Genellikle mukoza ile birleşmiştir. Çoğu zaman pigmentli yapıda olmakla birlikte yarı pigmentli bir karakterde de görülebilir. Ağız içinde belli bir bölgede yerleşim söz konusu değildir ve tüm ağız içi ve yutak bölgesinde görülebilir. Ancak özellikle diş eti, yanak ve dudak mukozaları en yaygın görüldükleri yerlerdir.

 

Malignanat melenomlar; kemik dokuya doğru yayılmacı kararakter gösteren ve metastaz yapabilen kötü huylu tümörlerdir. Metastazlar özellikle bölgesel lenf düğümlerinde ve
akciğerlerde görülmektedir. Bu metastazların şekillendiği ileri durumlarda, ortaya çıkan metastazik hastalıklar ve nüksler ölüme neden olabilmektedir.

Fibrosarcom ;Genellikle daha genç köpeklerde görülen kötü huylu tümörlerdir. Özellikle    Golden Retriever ve Doberman Pinscher ırklarında fibrosarcom’a karşı bir yatkınlık söz konusudur. Hastalıktan daha sık etkilenenler ise erkek köpeklerdir. Lezyonlar bağ dokudan köken alan, pembe, sapsız, etli bir yapıda kitlelerdir. Çoğunlukla diş eti ve damak gibi yumuşak dokularda yerleşirler. Fibrosarcom’lar daha az metastatik potansiyele sahiptirler ve bu nedenle de operatif olarak tedavisinden olumlu sonuçlar alınabilir.

Squamous cell carcinoma;  Genellikle orta yaş ve üstü köpeklerde görülen kötü huylu tümörlerdir. Bu tümörler hem sapsız, etli ve gevrek kitleler halinde, hem de ülseratif ve infiltratif lezyonlar şeklinde görülebilir (genelde kemiklerde yerleşirler.). Metastatik hastalıklardan çok doku üremelerine neden olsa da hastalığa maruz kalan köpeklerde bölgesel lenf düğümlerinin etkilenmesi nedeniyle regional lymphadenopathy oldukça yaygındır. Bu tümörlerin biyolojik etkileri yerleştikleri yere bağlıdır. Ağız boşluğunun arka bölümlerinde şekillenen tümörler hızlı bir şekilde dokularda yayılarak metastazlara neden olur. Oysa ağız boşluğundaki bademcik, diş çevresi, yumuşak damak, pharynx gibi çıkıntılı bölgelerde şekillenen tümörler ise yöresel istilacıdır ve düşük metastatik özellik gösterir.

Epulisler;  Diş etlerindeki iyi huylu tümörlerdir. Üç histolojik türü vardır. Bunlardan fibromatöz ve kemikleşmiş epulisler iyi huyludur. Boxer ırkında oldukça sık karşılaşılan bu tümörler koterizasyon gibi cerrahi uygulamalar ile tedavi edilebilir. Akantamatöz epulisler ise alt çene ya da üst çenekemiğinin orta bölümlerindeki diş etinde genellikle orta yaş ve üstü dişi köpeklerde görülen kötü huylu tümörlerdir. Bölgesel olarak derin istilacı olan bu tümörler pembe, sapsız ve etli kitleler şeklindedir. Tedavide gecikilirse yüzde şekilsel olarak ciddi bozulmalar yanında çiğneme ve mekaniksel çene bozukluklarına da neden olabilir.

Özellikle genç köpeklerde viral hastalıklara bağlı olarak şekillenen tümöral oluşumlar nadirde olsa ağız içinde görülmektedir. Bunlar çoğu zaman bulaşıcı papillom karakterindedir. Örneğin spesifik olarak sadece köpeklerde görülen Transmissible Veneral Tümör (TVT)ler bulaşma yolu ile ağız içine taşınarak burada da tümöral oluşumlara neden olabilmektedir. Ayrıca dental tümörler olarak kabul edilen ameloblastoma ve fibroameloblastomalara da köpeklerde rastlanmaktadır. Diş minesinden salınan kolumnar epitel hücrelerden ve çevresindeki bağ dokudan köken alan bu kistik yapılar iyi karakterlidirler.

Kedi ve köpeklerde görülebilen nasal tümörler de ağız içinde tümör oluşumuna neden olabilmektedir. Bu tümörler burundan köken alan ve damak boyunca yayılarak ağız içine geçen tümörlerdir. Bu tümörlerde karakter olarak iyi veya kötü huylu olabilir. Bu tür tümörlerin köken aldığı yer önem taşır. Eğer burundan gelen bir akıntı söz konusu ise nasal kökenli tümör hatırlanmalı ve akıntının karakterine dikkat edilmelidir.

PARAZİT KONTROLLERİ


Genel bilgi

  • Bağırsak parazitler: Yavru köpekler erken yaşlarda bağırsak parazitlerine karşı (yuvarlak solucanlar ve kancalı kurtlar) rutin olarak ilaçlanmalıdır. Bağırsak parazitleri erişkin köpekleri de etkileyebilmektedir. Kalp kurdundan korunmak için kullanılan bazı ilaçlar bu parazitlere karşı da koruma sağlamaktadırlar. Veteriner hekiminiz size uygun bir parazit kontrol programı önerebilir.
  • Pire ve keneler: Bölgenizde pire ve kene problemi var ise veya köpeğinizin pirelere karşı alerjisi varsa onu bu parazitlere karşı korumalısınız. Pire ve kenelere karşı kullanabileceğiniz çok iyi ürünler vardır. bu ürünlerin hepsi etkili ve güvenlidir. Hangi durumda hangi ürünün sizin petiniz için uygun olduğunu öğrenmek için veteriner hekiminize danışmalısınız.

Pireler, keneler ve bağırsak kurtları petinizin sağlığını tehdit eden unsurlardır. Ayrıca bunlar insanlara da geçebilmektedir.
Öncelikle intestinal parazitleri inceleyelim. Bu kurtlar bulantı, kusma, diare ve anemiye neden olabilirler. Ancak bunlardan korunmak veya bunları tedavi etmek mümkündür. Yavru kedi ve köpekler çoğunlukla doğduklarında intestinal parazit taşımaktadırlar (genellikle askarit yani yuvarlak solucan). Bunlar anneden yavruya geçmiştir. Bundan dolayı her yavru askaritler ve kancalı kurtlara karşı rutin olarak ilaçlanmalıdır. Erişkin köpekler de bu parazitleri, mikroskobik yumurtalarla kontamine dışkı, toprak yada çimi yalayarak almaktadırlar. Erişkin köpeklerin çoğunda birçok intestinal parazite karşı direnç gelişmektedir. Ancak kancalı kurtlar yine de colitisle seyreden problemlere yol açmaktadır. Bunun için dışkı muayenesi yapılmalı ve uygun ilaçlar verilmelidir.
Pireler de kedi, köpek ve insanların (insanlar da pireler tarafından ısırılabilir) ortak sorunudur. Birçok köpekte pire alerjik dermatiti gelişmektedir. Bu durumda pire sayısı az dahi olsa, pirenin salyasındaki antijenlere karşı gelişen hipersesitivite (aşırı duyarlılık) reaksiyonuna bağlı olarak şiddetli bir dermatit şekillenmektedir. Şiddetli kaşıntı antihistaminik ilaçlarla veya kortikosteroidlerle giderilebilir ancak amaç pirenin yok edilmesi ve bir daha gelmemesi için gerekli önlemlerin alınması olmalıdır. Pire enfestasyonlarının tedavisinde kullanılan birçok ürün mevcuttur. Bunlar permethrin içeren tozlar, spreyler ve tasmalardır. Ancak en iyi sonuç alabileceğiniz ürünler veterinerinizin önereceği, tıbbi olarak hazırlanmış ürünlerdir. Bazı durumlarda petinize uygulananlar dışında eviniz ve bahçenizin de ilaçlanması gereken komplike pire mücadelesine başvurmanız gerekebilir. Kenelerin yoğun olduğu bir bölgede yaşıyorsanız bu parazitler için de önlem almalısınız. Köpek keneleri bazı ciddi hastalıkların insanlara ve köpeklere bulaşmasında rol oynamaktadırlar.
Öneriler

  • İntestinal parazitler: Yavru köpekler bağırsak parazitlerine karşı rutin olarak ilaçlanmalıdır. Erişkin köpekler de bu parazitlerden etkilenmektedirler. Birçok durumda uygun dışkı muayeneleri bu parazitlerin varlığını teşhis edebilmektedir. Yavru köpekler için her aşılamadan önce dışkı örneği alınıp incelenmelidir. Son parazit ilaçlaması yapıldıktan belirli bir süre sonra dışkı örneği muayenesi yeniden yapılmalıdır. Köpeğe kalp kurdu ve intestinal parazitlere karşı koruyucu bir program uygulanıyorsa yılda bir defa, uygulanmıyor veya köpek evin dışında yaşıyorsa yılda iki üç defa dışkı muayenesi tekrarlanmalıdır.
  • Pireler ve keneler: Bölgenizde pireler ve keneler yoğun ise veya köpeğinizin pirelere karşı alerjisi varsa onu bu parazitlerden korumak için önlem almalısınız. Artık pirelere karşı kullanılan çok etkili ürünler bulabilmek mümkündür. Birkaç istisna dışında bunlar pire tasmalarından daha etkilidirler. Ürün seçimi için veterinerinize başvurmalısınız. Köpeğinize en uygun ürünü ancak veteriner hekiminiz önerebilir.

 

PETİNİZ İLE SEYAHAT

                                                                                    
                                                          
Petinizle beraber tatile gitmeyi düşünüyorsanız nasıl plan yapmalısınız?
Aileniz, birçok ailenin yaptığı gibi tatile çıkmayı düşünebilir. Önemli bir soru şudur ki: Petinizi yanınıza alacak mısınız? Cevap vermek için biraz düşünmek gerekir. Ne tür bir tatil yapmak istediğiniz bu konuda önemlidir. Nereye gidiyorsunuz? Nerede kalacaksınız? Oraya nasıl gidiyorsunuz? Bunlar hayvan dostunuzu da yanınızda götürmeyi düşünüyorsanız çok önemlidir. Petinizi yanınıza almaya karar vermeden önce veterinerinize de danışmanız önemlidir. Ayrıca ilaç uygulamalarına devam ediyorsanız bu ilaçları da almayı unutmayın.
Köpeğinizi kontrol altında tutun

  • Yanınıza almanız gereken en önemli şeyler hayvanınızı kontrol altında tutmanızı sağlayan aparatlardır. Bunlar onun da diğer insanların da güvenliği için gereklidir.
  • Köpekler sürekli boyunlarında üzerinde kimlikleri, sahiplerinin bilgileri olan bir tasma taşımalı ve bir uzatma ile kontrol altında tutulmalıdır.
  • Küçük köpeklere de tasma takılmalıdır ve küçük kafeslerde veya taşıma kutularında tutulabilirler.
  • Petinizin bu taşıma kutusunda rahat hareket edebilmesi gerekir. Tatile çıkmadan önce bu kutuya alışmasını sağlamak yerinde olacaktır.
  • Eğer uçak seyahati yapacaksanız, taşıma kutunuzun havayolu şirketinin kabul ettiği çeşitten olup olmadığını araştırınız.
  • Petinizin bagaj veya kargo kısmında seyahat etmesinin belirli riskler taşıdığını bilmeniz gerekir. Bu bölmelerde ısı değişiklikleri çok uç noktalara varabilmektedir. Bu bölmelerde yolculuk yapacak köpeklerin, üzerine " Canlı Hayvan- Live Animal" etiketi yapıştırılmış uygun taşıma kutularına konmaları gerekir.
  • Kediler de, arabayla yolculuk yapıyor olsanız bile, taşıma kutularında tutulmalıdır.
  • Gideceğiniz yerde petiniz hoş karşılanacak mı?
  • Milli parklarda, doğal hayatı koruma adına tasmalı dahi olsalar köpeklere sıcak bakılmamaktadır.
  • Kamp yerleri de bazı kısıtlamalar uygulamaktadırlar.
  • Eğer sıcak bir sahil bölgesine gidiyorsanız, aşırı sıcak ve güneş ışığına maruz kalma köpeğiniz için sağlıklı olmayabilir.
  • Eğer yabancı bir ülkeyi ziyaret ediyorsanız çok ciddi kısıtlamalarla, karantina periodlarıyla karşılaşabilirsiniz. Böyle bir durumla karşılaşmamak için veterinerinize veya seyahat acentanıza tatil öncesinde danışmalısınız. Daha iyisi ziyaret edeceğiniz ülkenin konsolosluğundan bu konudaki bilgileri alabilirsiniz.
  • Belirli tatil beldeleri, bazı paraziter hastalıkların bulaşması için dispoze yerler olabilir.

Kafes seçimi

Birçok insan petini bir aile bireyi olarak görmektedir ve planladıkları tatillere onları da dahil etmektedirler. Arabayla veya uçakla yolculuk ederken, bir hotel veya kamp yerinde kalırken durum ne olursa olsun dostunuzun rahatı ve güvenliği için içinde kalması gereken taşıma kutuları kullanılmalı. Onları rahat ettirmenin en iyi yolu kafes veya taşıma kutularına alıştırmaktır.
Uygun boyutta kafes seçimi çok önemlidir. Kafesler petinizin ayakları üzerinde durabileceği, içinde rahatça dolaşabileceği genişlikte olmalıdır. Köpeğinizi kafese alıştırmak için kafesin kapısını açık bırakın ve onun kafesi keşfetmesine, tanımasına izin verin. İçeri girmesini, kafesin içine bir parça yiyecek, ödül tableti veya bir oyuncak koyarak sağlayın. Kafesin içinde kendini rahat hissettiği an kafesin kapısını 5-10dk kapatın. Kafesten çıkmasına izin verdiğinizde onu ödüllendirmeyin çünkü bu sefer kafesin onu cezalandırmak için, kafesten çıkmanın ise onun mükafatı olduğunu sanacaktır. Kafesin içine her girdiğinde içinde kalma süresini biraz daha arttırın. Sonunda kafesin içinde rahat ve güvende hissedecektir kendisini. Petinizi kafese alıştırırsanız yolculuk sırasında sedasyon nadiren gerekecektir.

Yukarı


YAVRU KÖPEĞİN TUVALET EĞİTİMİ
Bu işi sabırla çözebilirsiniz
Yavru köpekler için hazırlanmış kafesler kullanarak (veya etrafı sınırlandırılmış bölgeler) ve köpeğiniz onun dışına tuvaletini yaptığında onu ödüllendirerek tuvalet eğitiminin başarıyla üstesinden gelebilirsiniz.
Yavru köpek sahibi olanların öncelikle tuvalet eğitimine önem vermeleri gerekmektedir. Yavru köpeğiniz daha önce kirli barınaklarda uzun zaman kalmadıysa, kendi yattığı ve yemek yediği yerleri kirletmek istemeyecektir. Bu içgüdü tuvalet eğitimi için önemlidir. Ayrıca bu durum köpeğinizin kafese veya onun gibi sınırlı alanlara adaptasyonu için de önemlidir. Onun başında olmadığınız zaman bu tür yerlerde durması gerekebilir.
Tuvaletini ne kadar tutabilir?
Yavru köpeğinizin tuvaletini çok uzun zaman tutmasını bekleyemezsiniz. Genel olarak bu yaş ile bağlantılı olarak değerlendirilmektedir ve her ay için 1 saat tuvaletini tutabilir denilebilir. Örneğin 3 aylık köpeğiniz idrarını 3-4 saat kolaylıkla tutabilir. Ve bu kısa süre içinde kafesinde olması iyi olacaktır.
Zamanının büyük kısmını uyuyarak geçireceğinden gece boyunca kuru kalmasını da öğrenecektir. Ancak gündüz uyandığında elinden gelen en iyi performansı göstereceğinden emin olabilirsiniz. Daha uzun süreler onunla ilgilenemeyecekseniz onu kafese kapatmamalısınız. Bunun yerine çocuklar için tasarlanmış daha büyük oyun alanlarını kullanabilirsiniz. Böylece yattığı, yemek yediği bölgeleri temiz bırakmasına imkan vermiş olursunuz.
Tuvaletini yaptığı yerleri çabuk ve kolayca temizlemek için bu bölgelere gazete kağıtları koyabilirsiniz. Eğer yavru köpeğinizi sık sık dışarı çıkarabilme imkanınız varsa gazete kağıdına alıştırmayabilirsiniz.

Bunun için zamanınız var mı? (zaman-sorumluluk)
En iyisi yavru köpeğinizle sürekli evde olmaktır. Ya da birkaç saatte bir eve uğramalısınız. Tuvalet eğitimini alana kadar bunu yapmalısınız. Her birkaç saatte bir tuvalet için onu dışarı çıkarmalısınız. Eğer bunu çok sık yaparsanız da bu gezintilerin ne anlama geldiğini de anlamayabilir. Tuvalet ihtiyacını giderdikten hemen sonra bir parça yiyecekle ödüllendirmelisiniz yavru köpeğinizi.
Eğer bu gezintiler sonuç vermezse onu eve getirin ve kafesinde veya başka bir alanda kapalı tutun. Ya da bu iş için tasmasını da kullanabilirsiniz. Onu 15dk bu şekilde tuttuktan sonra yeniden dışarı çıkarın. Sabırla devam ederseniz, dışarısıyla tuvaleti bağdaştıracaktır. Dışarıda tuvaletini yaptıktan sonra eve geri döndüğünde en azından biraz serbest dolaşabilmeli.
Küçük köpeğinizi cezalandırmayın
Köpeğinizin tuvalet eğitimi sırasında onu cezalandırmamalısınız çünkü bu onun hem aklını karıştırabilir hem de ona fiziksel hasar verebilir. Eğer onu suçüstü yakalarsanız basitçe ellerinizi birbirine vurarak ses çıkartmanız onu duraklatacaktır. Siz de tam bu anda onu işini bitirmesi için dışarı çıkarabilirsiniz. Olay bittikten sonra bulduğunuz pislikler için onu cezalandırmanız sadece kafasını karıştıracaktır. Azarlamak yerine bu kazanın önüne nasıl geçebileceğinizi bulmaya çalışın. Örneğin siz onunla ilgilenemediğiniz zaman bir başka aile bireyini onunla ilgilenmesi için başında bırakabilirsiniz.
Biraz sabırla, kafes veya kapalı alanlardan faydalanarak, dışarıda yaptığı tuvaleti ödüllendirerek köpeğinizin tuvalet eğitimini başarıyla verebilirsiniz.

ŞOK VE BAYILMA DURUMLARI...                                                  

SAKINILACAK ŞEYLER:
1 - Alkolü artırıcı şeyler verilmez.
2 - Fazla hareket ettirilmez.
3 - Hayvanın başını yukarı kaldırınız.
4 - Ağızdan yiyecek verilmez.
Bayılan köpeğin karşı karşıya olduğu tehlikeleri ancak hızlı önlemlerle bertaraf edebilirsiniz.
Bayılmanın nedenlerini şöylece özetleyebiliriz:
Sara nöbetleri
Akut enfeksiyonlar
Kalp hastalıkları
Zehirlenmeler
Şeker hastalığı
Duyarlılık, allerjik haller
Isı çarpması
Kazalarda yaralanmalar
Kanamalar

BAYILMA HALİNDE YAPILACAKLAR:
1 - Şok olup olmadığını anlamak gerekir: Köpeği sakin, sıcak, rahat bir yere alınız; üzerine bir battaniye örtünüz. Şoka engel olmak üzere bir şişeye doldurulacak sıcak suyu hayvanın yanına koyunuz.
2 - Solunum kontrolü: Soluk yoksa, tasmayı gevşetiniz. Ağzını açınız, tükrük, kan, kusmuk gibi maddeleri bertaraf ederek, yapay solunuma başlayınız.
3 - Nabzın kontrolü: Nabız atışlarını duyamadığınızda, işaret parmağınızı (sol elinizin) hayvanın dirseği üzerinden göğsüne koyarak kalp atışlarını duyabilirsiniz. Birşey duyamıyorsanız, hayvan yanıt vermiyorsa, göğsün sol yanında kalp üzerine bastırarak hızlı masaj yapınız (her saniye bir baskı suretiyle). Üç dört dakikadan fazla kalp durursa beyin tahribatı (dönüşümsüz) var demektir. Ayrıca yapay solunum uygulamak gerekir.
4 - Kanama kontrolü: Büyük kanamalar derhal önlenmelidir.
5 - Kırıkların desteklenmesi gerekir.
6 - Veterinerle temas kurulmalıdır: Derhal bir veteriner çağırıp gerekli muayeneleri yaptırınız.
Yukarı

YAPAY SOLUNUM:
1 - Nefes yolunun açık olması gerekir; aksi halde ağzın temizlenmesi, dilin öne çekilmesi kırık diş gibi parçacıkların nefes yolunu tıkamaması için istenen girişimler yapılmalıdır.
2 - İki elinizi göğüs üzerine koyunuz, kaburgaları izleyerek hafif bastırarak ciğerlerdeki havayı dışarı çıkarmaya çalışınız. Daha sonra baskıyı çekerek ciğerleri yeniden havayla doldurunuz.
3 - Beşer dakika arayla bunlara devam ediniz.

BAYILMALAR:
Sara başlıca nedeni teşkil eder. Hayvanda tedirginli görülür, huzursuzdur, bunun üzerine havaleler (bayılma) başlar.
Başlıca belirtiler: dil geri çekilmiştir, çiğneme ve yeme hareketleri, ağzın köpüklenmesi, kendinden geçme ve bilinçsizlik hali, çiş ve kaka bırakma, tepinme.
Önlemler
1 - Sara olduğu bilinmeyen hayvan için veterinerden bilgi alınız.
2 - Köpeğin güvencede olup olmadığını kontrol ediniz, örneğin : elektrik kablolarından bir tehlike gelip gelmeyeceğini anlayınız.
3 - Hayvanın rahat olması istenir; tasması gevşetilmelidir, üzerine bir battaniye örtülmelidir. Sara nöbeti geçinceye kadar hayvana dokunulmamalıdır.
4 - Odanın karanlık ve sakin olması gerekmektedir.
5 - Sara nöbetinin beş dakikadan fazla sürmemesi lazımdır. Nöbetten sonra hayvanın ağzının silinmesi, çiş ve kaka yapmışsa temizlenmesi gerekir.
6 - Hayvana içecek verilmeli ama, fazla yiyecek verilmemesi istenir. Hayvanın dinlenmesi, sakin bir ortamda kalması iyi olacaktır.
7 - Veterinerinin önerilerinin izlenmesi, ziyaret için randevu alınması, muayeneye hazırlanılması şarttır.

BOĞULMA:
Suya dalan, denize açılan su yutan köpeğin ciğerlerinin boşaltılması, suyun alınması gerekir.
Küçük köpekler: Boğulma sorunu olan, ciğerleri su almış köpeğin tepetakla edilerek içerdeki suyun akıtılması lazımdır. Hayvanı sağa sola sallamalı, daha sonra bir yardımcıyla ciğerlerine hava üflenmelidir.
Büyük köpeklerde: Kaburgaların gerisinden tutarak (bir kolunuzu karnına dolayarak) omuzlar gibi yapılacak ve hayvanın ağznı açıp ciğerlerine hava pompalanmalıdır. Ağır hayvanların sarsılmaları doğru olmaz eklemlerini zedeler, çıkık yapabilir, kas veya dokularını tahrip edebilirsiniz.


SICAK ÇARPMASI:
Havalandırma tertibatı olmayan araçlarda seyahat eden köpekler sıcak çarpmasından rahatsız olabilirler. Hayvanda bir tür bayılma görülür genelde, ağzında köpüklenme izlenir.
Yapılacaklar:
1 - Ağzını temizleyiniz.
2 - Hayvanı soğuk suya daldırınız (olduğu gibi).
3 - Derhal veterinere götürünüz; soğuk su tedavisi artırılabilirken, uyarıcılar, kortizon tedavileri gerekli olabilir.

AĞZINDAKİ YABANCI CİSİMLERİN ALINMASI:
Köpeğinizi kucağınıza alınız. Hap yutturur gibi ağzını açınız; yabancı cisim saptayınız. Parmağınızla veya küçük bir sopa gibi şeyle bu cismi çıkarınız. Olmazsa, akciğerlerin boşaltılmasına dair yöntemle gerekli olanı yapınız veya veterinere baş vurunuz.

GÖZE KAÇAN YABANCI CİSİMLER
Gözlerini pençesiyle tırmalayan köpeği bundan alıkoyunuz. Gerektiğinde ellerine çorap eldiven sargı bezi gibi şeyler takıp sarınız. Köpeği kucağınıza alınız; kirpiklerini aralayıp işaret parmağıyla yabancı cismi çıkarınız. Gözün bebeğine dokusuna batık varsa bunu derhal bir veterinere götürünüz.
Yüzeydeki yabancı cismi suyla akıtıp alabilirsiniz.

GIRTLAĞA KAÇAN YABANCI CİSİMLER
Köpeğinizin boğazına kemik, tahta gibi şeyler kaçabilir. Nefes borusuna kaçan varsa hayvan nefes alamayabilir, derhal önlem alınmalıdır.
Boğulma halinde belirtilen yöntemlere de baş vurarak köpeğin kurtarılması gerekir. Bunada başarı sağlanamazsa veteriner anestezi yöntemine de başvurarak köpeği kurtaracaktır.

ZEHİRLENMELER:
Hoş birşeydir ki, köpeklerin kendi başlarına zehirlenmeleri pek görülmez (zehir verilerek itlaf ayrı ve istenmeyen bir yöntemdir); bu bakımdan kedilerden fazla ayrıcalıklı değildir; zehirli denilecek pek çok şey yiyebilir.
Zehirleri yalamış, deri ve kürküne yapışan bu tür maddeleri ağzına almış olabilir. Başlıca belirtiler: Ağır kusma, bayılma, şiddetli, titremeler, bayılma nöbetleri, takatsızlık, kanamalar.
Önlemler;
1 - Zehirleri ortadan kaldırmalı, kürk ve deriyi temizlemeli.
2 - Derhal bir veterinere başvurulmalı.
3 - Hayvanın ne aldığını belirlemek üzere onun tattığı yiyecekleri ve kabı veterinere götürünüz. Köpeğinizi kendiniz tedaviye kalkışmayınız; özel ilaç ve araçlar zorunlu olabilir. Köpeğin kusturulması istenebilir; bu iş için özel ilaçlar gerekebilir. Bunların başarılı olabilmesi için hayvanın en fazla yarım saat önce zehiri almış olması istenir.
Başlıca kusturucular:
Sodyum karbonat ( çamaşır sodası ) : bezelye tanesi kadar sodyum karbonat bu işi görür - kostik soda (sodyum hidroksit) verilmez 
Tuzlu sıcak su
Soğuk suda erimiş hardal

PET KALBİNİZDE BİR YER KAZANDIĞINDA ONUN YOKLUĞUNA ALIŞABİLMEK
Hayvanları sevmek
Tüylü arkadaşınızın hayatınıza getirdiği eğlencenin ve keyfin sınırı ölçülemez.
Bazılarımız için bir pet’i sevmek kolaydır. Diğerleri için ise çok ilginç gelebilir. Nasıl duygular hissedilirse hissedilsin, bir pet beslemenin verdiği hazzı, onunla bir şeyler paylaşmanın mutluluğunu herkes yaşamalı. Bu siteyi dolaştıkça, bazıları hala sizle yaşayan, bazılarının ise anıları sizinle beraber olan petlerinizi hatırlama şansına sahip olacaksınız.
Bir pet ile yaşamak cesaret ister ve inanç gerektirir. Eğer petiniz büyük bir papağan veya bir kaplumbağa değilse -bunlar uzun ömürlerinden dolayı genellikle nesilden nesile devredilir- hayatınızda bir peti kaybetmenin acısını yaşamak zorunda kalacaksınız. Belki de bir peti sevmenin en üzücü yanı onun sizden önce öleceğini bilmektir.
Bazen bu duygu sizi cesaretlendirebilir
Daha önceleri pet beslediyseniz ve onu kaybettiyseniz, bir başkasını almayı düşündüğünüzde, onu kaybettiğiniz an neler hissedeceğinizi, bu hislerin üstesinden nasıl geleceğinizi bilmek size cesaret verebilir. Diğer yandan da bu acıya bir daha katlanamayacağınızı düşünüyorsanız bu riski almak istemeyebilirsiniz.
Peki siz olsanız ne yaparsınız?
Danua ırkı köpeğini kaybeden bir kadın, heybetli, çok sevdiği danuasını kaybetmenin acısını hekimiyle paylaşmıştı. 7 yıl beraber yaşamışlar. Bu ırk köpeklerle çok genç yaşlarda tanıştığını, daha önce de başka danualarını kaybettiğini anlatırken ağlıyordu. Bu ırkın çok uzun yaşamadığını bilmesine rağmen danualara karşı sarsılmaz bir sevgisi vardı. O an, köpeğini kaybetmenin acısı içindeyken bile yeni bir tane edineceğini biliyordu. Çünkü onun için danualar hayatı tamamlayan unsurlardı.
Acıya tahammül etmek
Hayvanlara duygusal anlamda sıkıca bağlanmak onları kaybetme acısı riskini de almak demektir. Pek az insan bir peti kaybetmenin acısının yenilmez olduğunu inkar etmektedir. Ancak bu acıyı atlatmanın da belli bir reçetesi yoktur. Buradaki bilgiler size bu acıyla başa çıkabilmek için birkaç fikir verecektir.

  • Bu acıyı anlamak ve ona karşı koymak için acınızı paylaşıp size destek olacak arkadaşlara, kitaplara, petini kaybedenler için chat roomlara(İnternet) başvurabilirsiniz. En önemli şey bunlara ulaşmaya çalışmak ve yardım istemektir.
  • Kendinizi daha iyi hissetmeye çalışmalısınız. Bazıları kendini iyi hissetmenin pet ile yaşanan ilişkinin unutulmasına neden olacağını düşünmektedir. Ancak bu acının daha az yaşanmasının kaybedilen peti unutmak anlamına gelmediğini fark etmek bu noktada çok önemlidir.
  • Diğer insanlar veya hayvanlarla bağlantıya geçmek bu acıyı hafifletmektedir. Duygusal anlamda kendinizi ne kadar izole ederseniz kendinizi iyi hissetmeniz o kadar güç olur.

Kendinizi daha iyi hissetmeniz için gereken zaman, ilişkinizin doğasına, onu kaybetmekten ne kadar etkilendiğinize, daha önce bu tür olaylar yaşayıp yaşamadığınıza bağlıdır. İnsanların söylediği şey şudur: eğer onu kaybettikten bir yıl sonra da onu kaybettiğiniz ilk günkü duyguları aynı yoğunlukta yaşıyorsanız bir psikolojik danışmana ihtiyacınız var demektir.
Eğer onu kaybettikten sonraki birkaç gün hala kendinizi günlük işlerinizi yapamayacak kadar depresif veya üzgün hissediyorsanız tıbbi yardıma ihtiyacınız vardır. Eğer hayatınızı petiniz olmadan devam ettirmek için çok umutsuz iseniz bu duygularınızı doktorunuza mümkün olduğunca çabuk anlatınız.

Yukarı